Monthly Archives: Şubat 2020

Hangi Sütü Tercih Etmeli? İşte Cevabı…

Bitkisel süt üretimi giderek yaygınlaşıyor. Soya ve pirinç sütü artık sadece sağlıklı ürünler satan mağazalara özgü olmadığı gibi, yulaf, hindistan cevizi, badem ve kenevir tohumu sütü de kafelerde ve süpermarket raflarında yerlerini alıyor.

Eskiden insanlar hayvan haklarını savundukları ya da hayvan sütüne karşı laktoz alerjileri olduğu için badem sütüne yönelmişken şimdi iklim değişikliği kaygısıyla bitkisel süte yönelim söz konusu. Peki, besin değeri bakımından hayvansal süt ile kıyaslandığında bitkisel süt nerede duruyor?

Bitkisel süt, inek sütü ile kıyaslandığında çok daha az su ve toprak kullanımı gerektirdiği gibi, daha az karbon salımına yol açıyor.

Oxford Üniversitesi’nden Joseph Poore’un 2018 tarihli araştırmasına göre, badem, yulaf, soya ve pirinç sütü üretiminin yol açtığı karbon emisyonu, hayvansal sütün sadece üçte biri kadar. Bir litre badem sütü üretimi 0,7 kg karbon salımına yol açarken, hayvansal sütte bu miktar 3,2 kg’a çıkıyor. Bir litre yulaf sütü 0,9 kg, soya 1 kg, pirinç 1,2 kg karbon salımına neden oluyor.

Toprak kullanımı bakımından aradaki fark çok daha çarpıcı. Bir litre hayvansal süt üretmek için 9 metre kare toprak kullanmak gerekirken, bitkisel sütlerde bu büyüklük pirinç sütü için 0,3, yulaf sütü için 0,8 metrekareyle sınırlı.

Bitkisel sütler içinde en fazla su kullanımı gerektiren badem sütünün bir litresini üretmek için 371 litre suya ihtiyaç varken, hayvan sütünde bu miktar 628 litreyi buluyor. Pirinç sütü 270 litre, soya 28, yulaf sütü ise 48 litre su gerektiriyor.

Ancak bitkisel sütlerin de çevre üzerinde olumsuz etkileri olmadığı söylenemez. Örneğin Brezilya gibi ülkelerde, soya fasulyesi ekimi için ormanlar yok ediliyor, üretim sürecinde de karbon emisyonu oluyor. Ayrıca burada üretilen soyanın büyük kısmı Avrupa, Kuzey Amerika ve Çin’de süt olarak kullanılıyor.

Gübre ve su kullanımı nedeniyle badem üretiminin de çevresel etkileri söz konusu. İspanya, Yunanistan, İtalya gibi geleneksel üretim yapılan Akdeniz ülkelerinde, eskiden seyrek dikilmiş yaşlı ağaçlardan badem ürünü alındığı ve bu tarlalarda dolaşan koyunların gübresi kullanıldığı için bu etki fazla değilken, dünya badem üretiminin yüzde 80’ini elinde tutan California’da yoğun üretim nedeniyle, yoğun su kullanımı ve tarım ilacı ile bu etki çok daha fazla hissediliyor.

Üstelik bu üretim tarzı ile daha fazla ürün alınıp daha çok kâr sağlandığı için İspanya gibi ülkelerde de buna yönelim artıyor.

Oxford Üniversitesi’nden araştırmacı Joseph Poore, ürün paketlerinde çevresel etkiye dair bilgiye yer verilmesi gerektiğini söylüyor.

ORGANİK ÜRÜN MÜ?

Hangi sütü içeceğinize karar verdikten sonra bu kez de organik ürün tercih edip etmeme konusunda karar vermek isteyebilirsiniz. Organik tarımın biyoçeşitlilik, toprak kalitesini koruma gibi birçok olumlu etkisi var.

Ancak 2012’de Helsinki Ünviersitesi’nde sürdürülebilir gıda sistemleri konusunda araştırma yapan Doçent Hanna Tuomisto, bu genel olumlu etkinin birim ürün bakımından görülemeyebileceğine dikkat çekiyor.

Zira bir birim organik ürün üretimi için örneğin daha fazla toprak kullanımı gerekiyor. Genel olarak organik tarımda elde edilen ürün miktarı, konvansiyonel tarım ürünlerinden yüzde 20 daha düşük oluyor.

Fakat organik tarım sayesinde toprak daha fazla karbon tutabiliyor. Tuomisto, toprak kalitesi bakımından bunun önemli olduğunu ve aslında uzun vadede organik tarımın kuraklık, sel gibi dönemsel felaketlere karşı ürün koruyucu işlev gördüğünü söylüyor.

PROTEİN İÇERİĞİ

Peki, bitkisel süt inek sütü ile aynı besleyici özelliklere sahip mi?

Protein içeriği bakımından hayvan sütü ile yarışabilecek durumda olan sadece soya sütü denebilir. 100 ml inek sütünde 3,5 gram protein varken, soya sütünde bu miktar 3,4 gram. Badem, pirinç ve hindistan cevizi sütünde protein miktarı çok daha az. Yeni yeni piyasaya girmekte olan fındık, kenevir tohumu ve yulaf sütü ise ikisinin arasında yer alıyor.

Ancak yiyeceklerimizdeki proteinlerin kalitesi, içerdikleri sindirilebilir amino asit değerlerine bağlı. Bu bakımdan inek sütü soya sütünden biraz daha önde geliyor. Diğer bitkisel sütlerde bu oran biraz daha düşük.

2017’de bitkisel sütler ile inek sütü arasında kıyaslamalar içeren bir çalışma yapan Connecticut Çocuk Tıp Merkezi’nden Sarita Singhal, “Mevcut verilere göre inek sütüne en iyi bitkisel alternatif soya sütü” diyor.

Bezelye proteini içeren yeni bir bitkisel sütün inek sütüne çok daha yakın olduğunu söylüyor.

Hindistan cevizi sütü dışındaki bitkisel sütler ayrıca çok daha az doymuş yağ içeriyor. Yetişkinler için bu iyi bir özellik olsa da küçük çocuklar için değil. Uzmanlar bir ve iki yaşındaki çocuklara tam yağlı inek sütü, beş yaşına kadar da yarım yağlı süt içirilmesini öneriyor.

Singhal bitkisel sütlerdeki besin maddeleri ile ilgili yeterince bilgi sahibi olmadığımızı, bunlara katılan kalsiyum, B12 ve D vitamini gibi vitamin ve mineraller bakımından da aynı şeyin geçerli olduğunu söylüyor.

“Özellikle çocukların bunlardan ne kadar besin aldığını tam olarak bilmiyoruz. Bu bilgilere sahip olmadan da bitkisel süte geçiş mantıklı gelmiyor” diyor.

Ayrıca bir yiyecek veya içecekte bir besinin olması tek başına yeterli değil, oradaki diğer maddelerle nasıl etkileşim halinde olduğunu, vücudumuza girdiğinde neler olduğunu da bilmek gerekiyor. Ayrıca katı standartlar nedeniyle organik alternatiflere vitamin ve mineraller eklenemiyor.

Her şeye rağmen bazılarımız çevresel ve etik nedenlerle hayvansal sütten bitkisel süte geçiş yapmak isteyebilir. Kimin hangi sütü seçeceği beklentilere bağlı olarak da değişebilir. Örneğin yeterince protein almak isteyenler soya sütünü seçerken, B12 vitamini için bu vitamin takviyeli ürünlere yönelim olabilir.

Ama dengeli besleniyorsanız, hayvan sütü olmadıktan sonra, kahvenize eklediğiniz az miktarda sütün hangisi olacağı çok da önemli değil. Yeter ki tadı hoşunuza gitsin. Hangi bitkisel sütü seçerseniz seçin, çevreye etkisi hayvansal sütten çok daha az olacaktır.

https://www.sabah.com.tr/saglik/2020/02/18/bitkisel-sut-icenlerin-sayisi-neden-artiyor-hangi-sutu-tercih-etmeli

Giresun’da “Ramanov” Koyunları Çoğalıyor

Giresun’da başlatılan ‘Ramanov Koyunu’ projesi kapsamında yurt dışından getirilen koyun ırkı bölgeye uyum sağladı. 2020 yılı Ocak ayı itibariyle 138 baş Romanov kuzu dünyaya geldi.

Projenin detayları ve gelinen aşama hakkında yazılı açıklama yapan İl Tarım ve Orman Müdürü Dr. Muhammet Angın, şu ana kadar 489 saf Ramanov koyunun dağıtımının yapıldığını bildirdi. Angın, 2019 yılında başlanılan bir proje olduğunu hatırlatarak, “Kırsalda koyun yetiştiriciliği faaliyetinde bulunan, bakım ve beslemesinde ehil, yeterli altyapı ve teknik donanıma sahip ve projenin sürdürülebilirliğini sağlamak için taahhütte bulunan üreticilerimiz proje bütçesine yüzde 50 katkı payı sağlamış olup, geriye kalan yüzde 50’lik kısmını da DOKAP finanse etmiştir” dedi.

“Projenin başlamasıyla birlikte, öncelikle il müdürlüğümüz tarafından üreticilerimize yetiştiricilik, bakım, besleme ve hastalıklardan korunma konusunda eğitimler verilmiştir” diyen Angın, “Ülkemiz meralarının, hayvanların ithal edildiği Ukrayna meralarına göre besleyici içerik açısından farklılıklar göstermesi hasebiyle, çoklu doğum oranı yüksek olan Romanov koyunlarına; dışarıdan yeterli vitamin ve mineral desteği sağlamak amacıyla enjektabl mineral çözelti ve oral yem katkı premiksleri projeden temin edilerek il/ilçe müdürlüklerimizde görevli veteriner hekimlerin gözetiminde uygulanmaya başlamıştır” şeklinde konuştu.

Damızlık koyunların, geçen süre zarfında bölgeye sorunsuz adapte olduğunu kaydeden Angın, “2020 yılı Ocak ayı itibariyle 138 baş Romanov kuzu dünyaya gelmiş ve bu çoklu kuzu doğumları yetiştiricilerimizde ayrı bir memnuniyet oluşturmuştur. Romanov ırkının analık kabiliyeti ve et verimi yüksektir. Etinde koyunlarda genelde görülen koku yoktur. Az yağlı ve lezzetli olup Türk damak tadına oldukça uygundur. Proje sonunda Giresun’un Romanov ırkı kuzu üretimiyle anılan bir il haline gelmesi hedeflenmekte olup, bunun yanı sıra kırsaldaki üreticilerimizin kalkınmaları amaçlanmaktadır” ifadelerini kullandı

https://www.iha.com.tr/giresun-haberleri/giresunda-ramanov-koyunlari-cogaliyor-2509749/

Köy Nüfusu 5 Yılda 200 Bin Azaldı

Türkiye’de 2015-2019 döneminde 30 büyükşehir dışında kalan 15 ilde köy nüfusu artarken 36’sında ise azaldı. Bu dönemde köyde yaşayanların sayısı 214 bin 202 kişi azalışla 6 milyon 3 bin 717’ye düştü.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlenen bilgiyi göre, 2015’te 78 milyon 741 bin 53 olan Türkiye’nin nüfusu, 2019 itibarıyla yüzde 5,6 artışla 83 milyon 154 bin 997’ye yükseldi. Bu dönemde 76 ilin nüfusunda artış, 5 ilde ise düşüş yaşandı.

İstanbul, 861 bin 833 kişilik artışla ilk sırada yer alırken, bu ili 368 bin 501 kişiyle Ankara, 223 bin 244 kişiyle Antalya, 213 bin 573 kişiyle Bursa ve 198 bin 836 kişiyle İzmir takip etti.

Söz konusu dönemde Ağrı, nüfusu en çok azalan il olarak kayıtlara geçti. Ağrı’nın nüfusu 5 yılda 11 bin 11 kişi azaldı. Bu ili, 7 bin 250 kişilik azalışla Kars, 1946 kişiyle Ardahan, 1416 kişiyle Tunceli ve 259 kişiyle Erzurum izledi.

Yalova nüfus artış oranında lider
Yalova, 2015-2019 döneminde yüzde 16,3’lük yükselişle nüfus artış oranında ilk sırada yer aldı. Bu dönemde Yalova’nın nüfusu 233 bin 9’dan 270 bin 976’ya yükseldi. Yalova’yı yüzde 12,5’lik artışla Tekirdağ, 9,7’lik yükselişle Kocaeli ve yüzde 9,6’lık artışla Şanlıurfa takip etti.

Aynı dönemde Kars’ın nüfusu yüzde 2,5, Ağrı’nın yüzde 2,01, Ardahan’ın yüzde 1,96, Tunceli’nin yüzde 1,65 ve Erzurum’un yüzde 0,03 azaldı.

Köyden kente göç devam ediyor
2014 Mahalli Seçimleri ile Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa, Van ve Ordu büyükşehir statüsüne kavuşurken, büyükşehir belediyelerinin sınırları da il sınırlarını kapsar hale getirildi. Böylece 16’dan 30’a çıkan büyükşehirlerdeki köyler de mahalleye dönüştürüldü.

2015-2019 döneminde 30 büyükşehir dışında kalan 51 ildeki köy nüfusu incelendiğinde, 15 ildeki köy nüfusunun arttığı, 36’sında ise azaldığı gözlendi. Köylerin nüfusu 2015’te 6 milyon 217 bin 919 kişi iken, 2019’da köyde yaşayanların sayısı 6 milyon 3 bin 717’ye geriledi. Böylece 5 yılda köy nüfusu 214 bin 202 kişi azaldı.

Köy nüfusunun en çok azaldığı il 38 bin 559 kişiyle Erzincan oldu. Bu ili 25 bin 981 kişilik azalışla Muş, 14 bin 595 kişilik düşüşle Adıyaman, 13 bin 198 gerilemeyle Aksaray ve 12 bin 850 azalışla Kars izledi.

Öte yandan Uşak, Ağrı, Kütahya, Niğde, Yozgat, Hakkari, Bingöl, Çorum, Batman ve Edirne de köy nüfusunun azaldığı diğer başlıca iller oldu.

Söz konusu dönemde köy nüfusunun en çok arttığı il ise 12 bin 423 kişiyle Gümüşhane oldu. Bu ili 8 bin 7 kişiyle Şırnak, 6 bin 245 kişiyle Rize ve 5 bin 762 kişiyle Çankırı takip etti.

Ayrıca köy nüfusunu artıran diğer iller ise Yalova, Elazığ, Tokat, Karabük, Çanakkale, Bolu, Kırklareli, Iğdır, Kilis, Tunceli ve Bayburt olarak kayıtlara geçti.

“Şehirlerin cazibesinin yüksek olduğunu ileri sürmemiz mümkün değil”
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emine Tahsin, 2015-2019 döneminde köy nüfusundaki azalmanın nedeninin, iktisadi faaliyet kollarının yapısındaki değişimle birlikte sorgulanması gerektiğini söyledi.

Tahsin, kırdan ya da köylerden şehirlere yaşanan göçün, ücret, sosyo-ekonomik olgularla birlikte ele alındığında şehrin cazibesinin daha yüksek olduğu şeklinde değerlendirildiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Ancak bu dönemde Türkiye genelinde istihdam oranı verilerindeki azalma, işsizlik ve bunun bir alt bileşeni olarak genç işsizlik oranındaki artış gibi olgularla birlikte düşünüldüğünde şehirlerin cazibesinin (çekim gücünün) yüksek olduğunu ileri sürmemiz mümkün değil. Örneğin İstanbul için ters göçün geçerli olduğu bir tablo ile karşı karşıyayız.”

Tahsin, köydeki iktisadi faaliyetlerin daralmasının kaçınılmaz olarak göç ile sonuçlandığını belirtti. Türkiye genelinde tarımsal istihdam oranındaki azalışların, köyün iktisadi faaliyetlerinde daralmaya neden olduğunu ifade eden Tahsin, tarım dışı sektörlerde ise istihdam yaratma kapasitesinin sınırlı kaldığını dile getirdi.

“Kalkınma için tarımsal faaliyetlerle diğer tamamlayıcı sektörler de dikkate alınmalı”
Tahsin, kırsal alanın kalkınma sürecinde sektörler arası tamamlayıcılık, çevre-merkez arasındaki bağlantılar ile bölgelerin demografik ve toprak yapısının temel alınması gerektiğine vurgu yaptı.

“Kalkınma için köylere dönüşün sağlanması gerekir.” önermesi yerine “Kalkınma için köylerde tarımsal faaliyetler ile diğer tamamlayıcı sektörlerin de dikkate alınması gerekir.” önermesinin temel alınmasının uygun olacağına dikkati çeken Tahsin, şöyle devam etti:

“Kalkınma için köyün de kendi içinde iktisadi faaliyetlerin birbirini tetiklemesi ve tamamlayıcılık unsurlarının öne çıkması gerekmektedir. Bu noktada tarım politikaları ve bu alandaki iktisadi faaliyetlerin istihdam koşulları değerlendirilmek durumundadır. Köy ya da genel olarak kırsal alanda sadece tarıma dayalı bir teşvik politikasının ötesinde diğer sektörler arasındaki bağlantılar temel alınmak durumundadır.”

https://www.dunya.com/ekonomi/koy-nufusu-5-yilda-200-bin-azaldi-haberi-462147

2020 Devlet Tarım ve Hayvancılık Hibe Destekleri

Devletin tarım ve hayvancılık yapmak isteyen vatandaşlara sunduğu desteklerden yararlanmak isteyen kişilerin bazı şartları sağlaması gerekmektedir. Bu desteklerle vatandaşa, alet ve ürün yardımı da yapılmaktadır.

Hayvancılık Alanında Verilen Hibe Destekleri

Birçok banka hayvancılık yapmak isteyen vatandaşlara hayvancılık kredisi sağlamaktadır. Bu krediler geri ödemeli olduğu için devlet vatandaşlara geri ödemesiz hibe vermektedir. Küçükbaş, büyükbaş, tavuk yetiştiriciliği, arıcılık gibi alanlarda verilen destekler arasında;

Büyükbaş/küçükbaş ahır ve ağıl projeleri Kültür balıkçılığı sabit yatırımları Sürü yönetim Sistemleri/Sağım sistemleri Süt soğutma tankı ve ekipmanları Yem ezme makinesi/Yem karma makinesi Yatak durak demir seti/ hayvan yatağı Padok demir seti/Yem kilit seti Hayvan fırça/ kaşıyıcıları/ havalandırma fanı Hayvan travayı/tartısı Buzağı kulübesi/ yemlikleri Kaba yem depoları Et ve et ürünleri işlenmesi ve pazarlanması için tesis Süt ve süt ürünlerinin işlenmesi için tesisi Tavuk yetiştiriciliği sabit yatırımları bulunmaktadır. Hayvancılık Destekleri Buzağı Buzağılar için buzağı başına 350, soy kütüğü kayıtlı buzağılar için 500, döl kontrollüler için 50 TL verilmektedir. Buzağıların doğum kaydı yapılmış ve küpeleri takılı olmalıdır. Hayvanların kaydının Türkvet ve E-Islah’ta bulunması gerekmektedir. Buzağıların doğdukları yerde en az120 gün bulunmuş olması da şartlar arasındadır. Destekten yararlanmak isteyenler; Soy kütüğüne kayıtlı olanlar Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinden Kooperatif kayıtlı kişiler üst birliklerden Diğer birlik üyeleri üye bulundukları birliklerden Üye olmayanlar İl veya İlçe Müdürlüklerine dilekçe ile başvuru yapabilmektedir. Koyun ve Keçi Koyun ve keçiler için her birine 25 TL verilmektedir. 15-120aylığa kadar destek verilmektedir. Başvurular İl Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliklerinden yapılabilmektedir. İpek Böceği İpek böcekleri için her kutu başına 70 ila 75 Tl ve yaş kozalar için 50 ila 55 TL destek sağlanmaktadır. Başvuru için İl veya İlçe Müdürlüklerine dilekçe verilerek yapılabilmektedir. Arıcılık Arıcılık için ise arı kovanı başına 10, ana arı başına 15 damızlık ana arı başına 40 TL yardım yapılmaktadır. Yardım alabilmek için 3 yıl boyunca arıcılık yapılması gerekmektedir. Aşı Desteği ise büyükbaşlar için 1,5 küçükbaşlar için 1 TL hayvan başına düşen tutardır. Hayvancılık İçin Hibe Alma Koşulları Hibeden yaralanabilmek için öncelikle Çiftçi Kayıt sisteminde kayıtları bulunmaktadır. Kaydı olmayan kişiler hibeden yararlanamazlar. Kayıtın ardından Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığının il veya ilçe müdürlüklerine proje ile başvuru yapılması gerekmektedir. Hibe alabilmek için şu koşulların bulunması gerekmektedir. 18 yaşını aşmış olmak. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak. Çiftçi Kayıt Sistemine kaydı bulunmak. Devlet tarafından sağlanan diğer desteklerden faydalanmamış olmak. Hayvanların Türkvet sistemine kayıtlı olması gerekmektedir. Tarım Alanında Hibe Destekleri Hayvancılık gibi tarım alanında da hibeler sağlanmaktadır. Tarım ve çiftçiye gübre, tohum, sulama gibi birçok alanda destek vardır. Tarım için ise şu destekler bulunmaktadır: Mantar yetiştiriciliği tesisleri Meyve bahçeleri için güneş filesi Yem işleme tesisi/Silaj paketleme tesisi Sebze-Meyve işleme kurutma paketleme tesisi Sulama sistemleri projesi Gübre sistemleri Yenilenebilir enerji kaynaklı sera tesisi Tarımsal depolar/ Soğuk hava depo tesisi Gübre işleme ve paketleme tesisi Rüzgar don pervanesi Bakliyat/Kuruyemiş eleme işleme paketleme tesisi Sıvı gübre tankı/Katı gübre dağıtma römorku Tüm zirai tarım makineleri Tohum eleme, işleme, kurutma ve paketleme tesisi Lisanslı depoculuk yatırımları/ Çelik silo tesisi Baharat/ Yağ bitkileri eleme işleme paketleme tesisi 2019 yılında Resmi Gazete’de yayınlanan tarımsal destekler aşağıdaki gibidir. 2020 yılı tarımsal destekler yayınlanmasa da geçmiş sene göz önünde bulundurularak düşünülebilir. Yulaf, arpa, çavdar, tritikale, buğday için verilen destek kaplayacağı alan başına; 19 TL verilmektedir. (15 TL mazot, 4 TL gübre) Pamuk ve çeltik üretimi yapacak çiftçiler için kapladıkları alan başına; 44 TL verilmektedir. (40 TL mazot, 4 TL gübre) Kuru fasulye, nohut, mercimek bakliyatları için kapladıkları alan başına; 18 TL verilmektedir. (14 TL mazot, 4 TL gübre) Aspir üretimi yapacak çiftçilere, aspirin kapladığı alan başına; 16 TL verilmektedir. (12 TL mazot, 4 TL gübre) Patates, soya fasulyesi, yağ yapımı için kullanılan ayçiçeği, dane için kaplayacakları alan başına; 23 TL verilmektedir. (19 TL mazot, 4 TL gübre) Fındık, yaş çay, yem bitkileri ve geriye kalan diğer ürünler için de kapladıkları alan başına 14 TL verilmektedir. (10 TL mazot, 4 TL gübre) Bunlar dışında; Toprağın yenilenmesi ve etkili verim alabilmek amacıyla toprağın alt üst edilmesi için yapılan nadas işlemi için ise 6 TL‘lik bir mazot desteği sağlanacaktır. 50 dekar ve üzeri alanlar için seçilen değerleme ve analiz laboratuvarlarına; 40 TL destek sağlanmaktadır. Organik besin üretimi ile uğraşan kişilere 10 TL ile 100 TL arasında destek sağlanmıştır. Sebze, meyve, süs bitkileri, sera ve çeltik için 10 TL ile 150 TL arası destek sağlanmıştır. Balıkçılık işi ile uğraşanlar için ise, levrek, çipura, alabalık için kilogram başına 0,25 kuruş destek sağlanmıştır. Tarım işini küçük çaplı bir şekilde yürüten çiftçiler için ise sahip oldukları dekara göre 100 TL destek sağlanmıştır. Tarımsal desteklerden yaralanmak için de Çiftçi kayıt sistemine kayıtlı bulunulması gerekmektedir. Bu sisteme kayıtlı olmayan kişilerin başvuruları değerlendirilmeye alınmaz. Tarım ve Hayvancılık dışında teknoloji yenileme, yatırım tamamlama ve kapasite arttırımı projeleri, deri işleme ve kurutma tesisi ve kırsal turizm için sabit yatırımlar projeleri için de destek verilmektedir.

https://haberport.com/ekonomi/2020-devlet-tarim-ve-hayvancilik-hibe-destekleri-h26782.html